MARX-ENGELS  KİTAPLARI

 

KUTSAL AİLE

ALMAN İDEOLOJİSİ [FEUERBACH]

KAPİTALİZM ÖNCESİ EKONOMİ BİÇİMLERİ

FELSEFE METİNLERİ

KOMÜNİST MANİFESTO VE KOMÜNİZMİN İLKELERİ

GOTHA VE ERFURT PROGRAMLARININ ELEŞTİRİSİ

SÖMÜRGECİLİK ÜZERİNE

ANARŞİZM ÜZERİNE

DİN ÜZERİNE

DOĞU SORUNU [TÜRKİYE]

SEÇME YAZIŞMALAR 1

SEÇME YAZIŞMALAR 2

YAZIN VE SANAT ÜZERİNE 1

YAZIN VE SANAT ÜZERİNE 2

KOMÜNİST PARTİ MANİFESTOSU

BASIN SÖYLEŞİLERİ

SÜRGÜNDEKİ BÜYÜK ADAMLAR

NÜFUS SORUNU VE MALTHUS

SEÇME YAPITLAR 1

SEÇME YAPITLAR 2

SEÇME YAPITLAR 3

KADIN VE AİLE

İŞÇİ SINIFI PARTİSİ ÜZERİNE

 


KARL MARX - FRİEDRİCH ENGELS


KUTSAL AİLE


Ya da Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi

Bruno Bauer ve Hempalarına Karşı


KUTSAL AİLE

 

TAHİR DURAN

 

Gerek Bruno Bauer ve gerekse kardeşi Edgar Bauer adı bugün bizler için pek bir anlam ifade etmiyor. Ama 1840'ların Almanyası'nda Bauer kardeşler popüler iki simadır ve aydın kesim içinde, en çok ilgi görenlerin başında gelirler. Onların kendi çağlarında popüler oluşlarından dolayı değil ama, Marx ve Engels'in birlikte kaleme aldıkları ilk eser olan "Kutsal Aile"nin doğrudan muhatabı olmaları nedeniyle Bauer kardeşlerin büyüğü olan Bruno Bauer'in yaşamından kısaca bahsetmekte yarar var.

6 Eylül 1809'da doğan Bruno Bauer, din öğretimi görmüş ve Berlin Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmış filozof, teolog ve gazetecidir. Hegelciler'in sağ kanadında yer aldığı yıllarda Bruno Bauer adı pek duyulmaz. Berlin Üniversitesi'nden Bonn Üniversitesi'ne geçtiği 1839 yılında Bauer genç Hegelciler'e katılmıştır ve kısa sürede onların önderlerinden birisi olarak adından sıkça bahsettirir olmuştur.

Bauer, geniş yankı uyandıran "Sinoptiklerin Havariler Tarihinin Eleştirisi" adlı yapıtını yayınladığında yıl 1841'dir. Bu kitabıyla Bauer, Hıristiyanlığa saldırarak muhafazakarların tepkisini çeker, genç Hegelciler'in ise övgüsünü kazanır. Bauer'in bu kitapta ortaya koyduğu oldukça önemlidir. Bauer, özetle Hıristiyanlığın gökten inen ilahi bir din değil, ilk Hıristiyan cemaatinin bilinçli bir ürünü olduğunu savunur ve Hegel felsefesindeki Tanrı kavramının yerine bilinçli insanı koyarak Hegel felsefesini tanrıtanımazlaştırır.

Bauer, 1840 yılında tahta oturan ve sağ Hegelciler tarafından özgürlükleri sağlayacağı umuduyla selamlanan kralın hışmına ilk uğrayanlardandır. 1842'de üniversiteden uzaklaştırılır. Bauer, bu tarihten sonra genç Hegelciler'in yayın organı durumunda olan Genel Edebiyat Gazetesi'ndeki yazılarıyla adını duyurmayı sürdürür.

Bauer ile Marx'ın tanışması, 1841 yılına rastlar. Bauer'in yardımıyla Bonn Üniversitesi'nde öğretim üyesi olmayı tasarlayan Marx, Bonn'a yerleşmiş ve Bauer kardeşlerin yakın dostu olmuştur. Bruno Bauer'in üniversiteden uzaklaşması ile üniversitede kalma umudunu yitiren Marx, bu günlerde Bauer'e "Hüküm Günündeki Borazan Sesi" adlı sağ Hegelcileri eleştiren broşürü hazırlamada yardımcı olur.

Kral IV. Wilhelm'in sağ Hegelcileri düş kırıklığına uğratan baskıcı yönetimi Bauer, Arnold Ruge ve Karl Marx'ın  siyasal mücadeleye ilgilerinin artmasına ve bu mücadelede kullanacakları aramalarına neden olur. Marx'ın kısa süre editörlüğünü yaptığı Ren Gazetesi, bu araçlardan biridir.  Ki bu gazete Marx'ın genç Hegelciler'den kopuşuna doğru gidişte önemli bir adımdır da. Genç Hegelciler'in komünizm ve tanrıtanımazlık üzerine radikal ama bir o kadar da içi boş ve amaçsız yazıları, "çevresindeki halkın yoksulluğunun amansız çığlıklarını duyan herkes" gibi Marx'ı da çileden çıkarmaya yetiyordu.

Gazete üzerinde artan sansür baskısı nedeniyle editörlük görevinden istifa etmek zorunda kalan Marx, 1844 yılında Paris'e yerleşti. Daha Ren Gazetesi günlerinden beri Marx ve Engels isimlerinin aynı gazete ve dergilerde yer aldığı görülüyordu. Engels ile Marx, 1842'de Marx, Ren Gazetesi editörüyken tanışmışlar, ama Marx'ın soğuk davranışı nedeniyle pek sohbet etme şansları olmamıştı. Alman-Fransız Yıllıkları, hem Marx ve Engels'in görüşlerini daha iyi ifade edebildiği ve hem de birbirleri arasındaki ortak paydaları görebildikleri bir dergi oldu.

1844'te Marxlar'ın Paris'teki evinin kapısını çalan Engels, karşısında 1842'dekinden çok daha sıcak davranan birini buldu. Engels, sadece on gün kaldı Paris'te. Bu kısacık zaman içinde Marx ile Engels, hem sıkı bir dostluk bağı kurdular, hem de geleceğe yönelik planlarını ortaklaştırma kararını aldılar. İşte "Kutsal Aile" bu ortak mücadele kararının ürünü olarak çıktı ortaya. Her ikisinin de bir dönem içinde yer aldıkları genç Hegelciler'e yönelik eleştiriler, geçmişleri ile hesaplaşmalarıydı bir anlamda. Onlara göre, Bauer kardeşlerin Genel Edebiyat Gazetesi'ndeki "saldırılarını kesin bir şekilde geri püskürtmenin ve sayıklamalarını yüzlerine vurmanın zamanı gelmiş"ti. Bu amaçla bir broşür hazırlamaya karar verdiler.

Bugünlerde pek çok sosyalist de Marx ve Engels gibi düşünüyordu. Genel Edebiyat Gazetesi'ni Marx'a gönderen Jung, bir mektubunda şunları yazıyordu:

"Bruno Bauer üzerindeki görüşleriniz çok doğru, ama Bauer'i gizemli sakıncalığından çıkmak zorunda bırakmak ereğiyle, bu gözlemleri bir Alman gazetesi için bir eleştiri biçimine getirmeniz iyi olurdu (...) Bay Bauer'e karşı ne yapmayı düşündüğünüzü bana yazın; eğer bu eleştiriye zaman ayırmak istemiyorsanız, biz, Hess ve ben, mektuplarınızdan bir makale çıkarmak için yararlanmak istiyoruz."

Marx ve Engels'in ortak bir çalışma ile Bauer kardeşleri eleştiriye yönelmesinin başında şüphesiz ki "Eleştirel Eleştiri"nin tutarsızlıklarını gözler önüne sermek geliyordu. Yani yapmak istedikleri Jung'un istediğinin daha fazlasıydı. Marx ve Engels, konu paylaşımı yaptılar ve Engels, Paris'te kaldığı on gün içinde üzerine düşen bölümleri kaleme aldı. Marx, hem kendi üzerine düşen bölümleri tamamlayacak ve hem de broşürün yayınlanmasıyla ilgilenecekti. Ama Marx, broşür olarak tasarlanan çalışmayı geliştirdi ve böylece ortaya, 20 formayı aşan bir yapıt çıktı (ki bu, yapıtın Prusya sansür kuruluna takılmasını da engelliyordu). Ortaya çıkan eser, salt "Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi" olmaktan çıkıp daha farklı bir önem kazanmış oldu böylece. Bauer kardeşlerin Eleştirel Eleştiri'sinin en küçük ayrıntıları bile didiklenerek alaycı bir dille yerden yere vuruluyordu. Ama bu eserin asıl önemi Marx'ın kendi görüşlerini açıklamak için Bauer kardeşlerin "Eleştirel Eleştiri"sine yönelttiği eleştirileri kullanması oldu.

Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi, Marx ve Engels için geçmiş ile bir hesaplaşma, geçmişte içinde yer aldıkları genç Hegelciler'den kesin kopuşlarını ilan etmeleri anlamına geliyordu. Onlar bu hesaplaşmayı, kendi diyalektik ve tarihsel materyalizm görüşlerini formüle edecekleri "Feuerbach Üzerine Tezler" (Marx), "İngiltere'de İşçi Sınıfının Durumu" (Engels) ve ortak eserleri olan "Alman İdeolojisi"nde de sürdürdüler.

Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi, iki ay gibi kısa bir sürede tamamlandı ve Şubat 1845'te Yazınsal Yayınlar Yayınevi tarafından Almanya'da yayımlandı. Yayınevinin sahibi Löwenthal'in önerisi ile kitabın adı "Kutsal Aile ya da Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi Bruno Bauer ve Hempalarına Karşı"  olarak değiştirildi.

Engels, kitabın yayınından kısa bir süre sonra Marx'a yazdığı mektupta şöyle diyordu: "Eleştirel Eleştirinin Eleştirisi" benzersiz bir kitap, senin Yahudi sorunu, materyalizm ve gizemleri konusundaki eleştirilerin çok güzel ve çok etki yapacak. Bununla birlikte kitabı çok büyük buluyorum. Genel Edebiyat Gazetesi karşısında gösterdiğimiz egemen küçümseme, onun eleştirisine ayırdığımız sayfaların büyük sayısı ile çok karşıt düşüyor. Üstelik, kurgu ve soyut varlık üzerine söylediklerimiz geniş bir okur yığını için az anlaşılır ve onu pek ilgilendirmez nitelikte. Bu sakıncalar bir yana, kitap parlak bir biçimde yazılmış ve insan gülmekten katılıyor." (17 Mart 1845)

"Kutsal Aile"nin geniş okuyucu yığınlarına ulaşamayacağına yönelik Engels'in kaygıları, yayınevi sahibi Löwenthal tarafından da dile getirilmişti daha önce: "Kitabınızın Genel Edebiyat Gazetesi'ne çokça bağlanması ve durmadan onu anıştırmada bulunması nedeniyle, büyük okur yığınına yeterince özgün görünmeyeceğini ve onun için çok çekici olmayacağını kendimizden gizlemeyelim." (15 Ocak 1845)

Engels ve Löwenthal, kaygılarında haklı çıktılar. Kitap, geniş bir okuyucu kitlesine ulaşamadı ama etkisi umulandan da fazla oldu. Basında çıkan eleştiriler bunun en güzel göstergesiydi. Kölnische Zeitung, Mannheimer Abendzeitung, Rheinischer Beobachter'de çıkan eleştirilerin hepsinde eserin gücüne vurgu yapılıyordu. Allgemeine Zeitung'ta ise muhafazakarların öfkesini apaçık görmek mümkündü:

"Bunun her satırı devlete, kiliseye, hukuka, dine ve mülkiyete karşı ayaklanmaya çağırıyor. Kısaca bu en radikal, en kestirme sosyalizmin belirtilerini ihtiva ediyor ve Herr Marx'ın hem çok geniş bir bilgiye sahip olması ve hem de Hegel'in genellikle 'demir mantık' olarak bilinen mantığının polemik cephaneliğinden yararlanmakta çok usta oluşu nedeniyle daha da tehlikeli bir hal alıyor."

Bauer'in yanıtı ise Wigand Üç Aylık Dergisi'nde yer alan ve yanlış anlaşıldığını açıklamaya çalışan bir yazı oldu. Marx, Toplum Aynası adlı dergide yer alan makalesiyle bir kez daha yüklendi: "Gerçeklere en gülünç bir şekilde hokkabazlık ederek ve onları en acıklı bir şekilde çarpıtarak,  Bruno Bauer, Kutsal Aile'de Marx ve Engels tarafından kendisine verilen ölüm cezasını onaylamış bulunmaktadır." 

* * *

1895'te henüz 25 yaşında olan Lenin, Berlin Kraliyet Kitaplığı'nda bulunan Marx ve Engels'in yapıtlarını titizlikle incelemeye koyulur. Bugünlerden geriye kalan notlar arasında Lenin'in Kutsal Aile'ye ilişkin değerlendirmelerinin bulunduğu 23 sayfalık bir elyazması defter de vardır.

Lenin, bu defterde Marx ve Engels'in ideolojik gelişimini izler ve "Hegelci felsefeden gelen Marx, burada sosyalizme varır; geçiş kendini açıkça gösterir. Marx'ın neleri kazanmış bulunduğu ve yeni bir fikirler alanına nasıl geçtiği görülür" sözleriyle Kutsal Aile'nin önemine vurgu yapar.

Lenin'in elyazmalarında şu satırlara da rastlıyoruz: "Daha sonraki bölümde (VII),  gene usanç verici, kılı kırk yarıcı bir eleştiriye başlar", "Bütün VII. bölüm aktarılan parçaların dışında, en akla hayale sığmaz alay ve parodilerden başka bir şey içermez, en önemsiz çelişkileri didik didik eder ve Genel Edebiyat Gazetesi'nin tüm budalalıklarını gırgıra alır."

Kutsal Aile'nin yayınlanmasının üzerinden 150 yıldan fazla zaman geçti. Başta da belirttiğimiz gibi bugün ne Bauer kardeşlerin ne de Genel Edebiyat Gazetesi'nin bir önemi var. Yayınlandığı yıllarda bile sınırlı bir okuyucu kitlesine ulaşabilen yapıtın bugün için önemi ne olabilir? Bu sorunun yanıtını yukarıda belli yönleri ile verdik. Ek olarak Fransızca baskının sunuş yazısını yazan Gilbert Bedia'nın sözlerini aktaralım:

"Eugene Sue'nün kişilerinin çözümlenmesi ve bu yazarın ve bu yazarın sözde sosyalizminin eleştirisi ile uzmanlar ilgileneceklerdir. Ama ne Fransız materyalizminin kısa özeti ile ilgilenmek için meslekten felsefeci olmak zorunludur, ne de Yahudi sorunu ve Fransız Devrimi üzerindeki gözlemlerin tadına varmak için toplumbilimci ya da tarihçi olmak."

 

Özgürlük Dünyası, Ekim 2000 No: 104

 

 

KUTSAL AİLE

SUNUŞ / GILBERT BADIA